11 Mart 2020’de Dünya Sağlık Örgütü tarafından “pandemi” ilan edilmesinin ardından bizleri farklı bir yaşam bekliyordu. Türkiye’de ilk resmi vakanın açıklanması ve ardından ilk resmi ölümün açıklanması, ‘uzakta’ olanı yakına getirdi. Kişisel ve toplumsal önlemler alınmaya başlandı, ardından resmi kısıtlamalar başladı ve herkes için sokağa çıkma yasakları başladı. Böylece ilk defa deneyimlediğimiz bir döneme girdik. Yaşam biçimlerimizin tamamen değişikliğe uğradığı, duygu karmaşalarının yaşandığı, kayıpların yaşandığı yeni, belirsiz ve korkutucu bir dönem. Kaygı ve korku, herkes tarafından farklı farklı zamanlarda ve farklı şekillerde kendini gösteriyor. Bazılarımız kendisi için bazılarımız ailesi için tedirgin oluyor. Bir yandan adapte olma çabası ve bugünleri verimli geçirme uğraşı var.

Belirsizlik

Koronavirüs Salgını Günlerinde Belirsizlik Ortamı
Koronavirüs Salgını Günlerinde Belirsizlik Ortamı

Belirsizlik, zaman zaman oldukça zorlayıcı olabiliyor: Ne olacak, ne kadar sürecek, ne yaşıyorum, neden bu şekilde yaşıyorum, bana ne oluyor, hasta mıyım, iyi miyim… Birçok soru bugünlerde cevaplanamıyor. Cevaplanamayan sorular kaygıyı, korkuyu hatta öfkeyi artırabiliyor. Kaygı ve öfkeyle ‘öteki’ler suçlanabiliyor: Anlamayanlar, dikkat etmeyenler… Yeni döneme ait ‘etiketleme’ ve ‘damgalama’lar başladı. Eski yaşamlarını evden çalışma düzenine geçerek bir nebze sürdürebilenlerle, eski yaşamına dair birçok unsuru kaybetmiş olanlarımız var. Belirsizliğin seviyesi kayıpların fazlalığına göre de önem arz ediyor. Belirsizlikle baş etme kapasitemizin sınandığı bir dönemdeyiz. Belirsizliği ortadan kaldırmak için başvurulan en sık yöntemlerden biri sık sık haberleri, tweetleri takip etmek ve yeni bilgiler edinmek, bunları yapmak kontrolü kaybetme duygusunu azaltabiliyor, ancak bir yandan da yoğun bir uyarıma maruz kalmaya neden oluyor ve bu da stresi artırıyor.

Psikoterapi çalışmaları için de belirsiz bir dönem başladı, yüz yüze gerçekleşen psikoterapi uygulamaları çevrimiçi (online) platformlara taşındı, ortak paylaşılan seans odası ortadan kalktı, üstelik bunlar kişisel seçimlerin dışında zorunlu olarak gerçekleşti ve ne zaman fiziksel seans odalarına geri dönüleceği belli değil.

İç Gerçeklikle Dış Gerçekliğin Karışması

Koronavirüs Salgını İzolasyonunda İçsel Temaların Canlanması
Koronavirüs Salgını İzolasyonunda İçsel Temaların Canlanması

Çok zorlayıcı ve belirsiz bir dış gerçeklik var. Bu durum içsel temaların canlanıp belirsiz dış dünyaya yansıtılmasına sebep olabiliyor. Örneğin kişi kendisini kırılgan ve hayat karşısında savunmasız hissediyorsa hastalık kapabileceğine ve hastalıktan olumsuz yönde etkilenebileceğine dair inancı daha fazla olabiliyor. Saldırganlık, yıkıcılık ve açgözlülükle ilgili içsel temaları olan biri dış dünyanın daha da karışacağını, insanların açlıkla insanların evlerine saldıracağı yönünde bir korkuya kapılabiliyor. Dış dünyanın yoğun belirsizliği, içsel yansıtmaların yapılacağı bir yüzey görevi görmesine zemin hazırlıyor.

Psikanalitik psikoterapi çalışmasında, bu belirsiz yüzey olma görevini psikoterapist üstlenir. İçsel temaların yansıtılması, aktarımların yapılabilmesi için kendisini kişisel bilgilerini açmadığı nötr ve dolayısıyla belirsiz bir konumda tutar, bu da danışanın psikoterapisti kendi içsel dünyasında öğelerle algılamasına imkan verir, daha sonra danışanın bu yansıtmaları ruhsal çalışma malzemeleri olarak terapide çalışılır.

Dış dünyadaki belirsizlik, iç dünyanın temalarını canlandırdı ve yüzeye getirdi. Dış gerçeklik bugünlerde herkes için benzer olsa da, içsel gerçeklik öyle değil, iç gerçeklik biricik ve iç gerçekliğimizde neleri deneyimlediğimizi anlamak oldukça önemli.

Duygular

Koronavirüs Salgını Günlerinde Yaşanan Olumsuz Duygular
Koronavirüs Salgını Günlerinde Yaşanan Olumsuz Duygular

Korku, kaygı, panik… Yalnızlık duygusu… Koronavirüs salgını, dünya çapındaki kayıplar, ülke genelindeki kayıplar, yakınların kaybı, fiziksel sağlığın kaybı, ruh sağlığının kaybı… Her şeyi kaybetmiş olma, sıfırlanma duygusu… Kontrolü kaybetme duygusu… Yaşadığımız duyguları bu döneme girdiğimizde hayatımızın hangi döneminde nasıl bir yaşam biçiminin içinde olduğumuz, bu dönemi nerede ve ne şekilde geçirdiğimiz belirleyici. Herkes farklı bir zamanda ‘yakalandı’: Boşanmak üzereyken, çocuklar büyürken, yalnız yaşarken, kronik rahatsızlıklar yaşarken, fiziksel ve ruhsal bazı ihtiyaçlar içindeyken, öğrenciyken, geçiş dönemindeyken, yurtdışındayken, aileden ayrıyken ya da aileden ayrılmak isterken… İzolasyon ve evde kalma, mesafe koymayı zorlaştırdı ya da mesafeleri çok artırdı.

Psikoterapi çalışmalarında, kişi için hayatında belirleyici olan duygular oldukça yoğunlaştı, belki de aşılmış olan bazı durumlar yeniden tekrarlandı.

Adaptasyon

Koronavirüs Salgını Günlerinde Online Dünyaya Adapte Olmak
Koronavirüs Salgını Günlerinde Online Dünyaya Adapte Olmak

Baş etme mekanizmaları kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Kimimiz dinlenme, sakinleşme, rahatlama ihtiyacı duyuyor. Stresten arınmak öncelikli olabiliyor. Kimimiz günlerini verimli geçiriyor, ruhsal olarak hızlı adapte olmuş durumda. Yaşam biçimine, evde kalmaya, izole olmaya, evden çalışmaya, bütün gün çocuklara bakmaya, bakıcıları göndermeye, okul ortamından ayrı kalmaya, iş ortamından ayrı kalmaya, arkadaşlardan ayrı kalmaya adapte olmak ve ilişkilerdeki değişikliklerle baş etmek kişiden kişiye farklılık gösteriyor.

Psikoterapistten de fizikzel olarak ayrı kalınan bir dönem. Psikoterapinin fizikselliğinin kaybı var, odanın kaybı, gidilen yolun kaybı, rutinlerin kaybı… Adaptasyon döneminde çalışma çerçevesi değişebiliyor, seanslar azabiliyor, seanslar artabiliyor, online çalışmak zorlayıcı olabiliyor, ara verilebiliyor, aynı şehirde, aynı semtlerde olunmasına rağmen çevrimiçi olarak terapiye başlanabiliyor.

Bir rutin ve düzen ihtiyacı meydana geliyor, belirsizliğin ve boşluğun içinde bir belirlilik ve düzen yaratmak adapte olmayı kolaylaştırıyor.

Kişisel Sorgulamalar ve Yüzleşmeler

Kişisel Sorgulamalar ve Yüzleşmeler

Dış dünyanın çeşitli sosyal uyaranları azalınca kişi kendisiyle daha fazla vakit geçiriyor, bu da kişinin kendine yönelik bakışını yoğunlaştırabiliyor. Kişinin kendine yönelik sorgulamalarının hem bu döneme ait özellikleri irdelemek hem de bu dönemden önce de gündemde olan bazı içsel temalara odaklanmak şeklinde farklı yönleri var. Bugün yaşanılanlara ilişkin kişiler kendi davranış, tutum ve duygu dünyalarını irdeleyebiliyorlar: “Çok mu kaygılıyım?”, “Abartıyor muyum?”, “Obsesif miyim?”, “Şizoid miyim?”, “Çok mu içe kapalıyım?”, “Çok mu dışa dönüğüm?”, “Normal miyim?”, “Delice mi yaptıklarım, düşündüklerim, hissettiklerim?”, “Kendimi mi kaybediyorum?”

İçimizdekilerden kaçamıyoruz, dış dünyanın oyalayıcı sosyal unsurları ortadan kalktı, iç dünyamızdaki bazı temalar bizi yakaladı: Ertelenilen yaslar, özlemler, bastırılan kaygı ve korkular, hatta belki geçmişten getirilen anılar, içsel çatışmalar… Belki de psikoterapide içsel temaları çalışmak için iyi bir dönem; bastırmak, ötelemek, ertelemek daha zor bugünlerde.  

Fiziksel ve Ruhsal Bakım

Fiziksel Bakım ve Ruhsal Bakım

Koronavirüs salgını günlerinde çarpıcı dış gerçeklik, izolasyon ve evde kalma süreçleriyle birlikte kişisel bakım alışkanlıklarında da birtakım farklılıklar meydana gelebiliyor. Yoğun stres durumlarında kişi kendine iyi gelecek bakımları uygulamaya devam etmekte güçlük çekebiliyor, sağlıksız beslenebiliyor, fazla alkol tüketebiliyor, uyuşturucu maddelere ağırlık verebiliyor ve fiziksel dünyanın kısıtlanması sebebiyle hareketsiz kalabiliyor. Tam tersine, bazı kişiler için de kendine iyi bakmak oldukça önem kazanıyor; iyi beslenmek, cildine bakmak, egzersiz yapmak… Bunun yanında yeni bir şeyler öğrenmek, yeni şeyler izlemek, yeni şeyler duymak, farklı kişilerle iletişime geçmek, yeni bir hobi edinmek, eski arkadaşlıkları ve eski hobileri canlandırmak gibi besleyici faaliyetler de önem kazanabiliyor. Temizlik, düzen, bakım ve yaratıcılık süreçleri ön plana çıkabiliyor.

Ekonomik Koşullar

Koronavirüs Salgınında Ekonomi

Koronavirüs salgınıyla birlikte hayatımızdaki değişikliklerden biri de ekonomik gerçeklik. Ekonomik durumunuzun hayatınız boyunca farklılık gösterdiği dönemler olmuştur. Koronavirüs salgınıyla birlikte gelen yasal kısıtlamalar ve izolasyon ekonomik gerçekliği de olumsuz yönde etkiledi. Gelir-gider dengesi aniden bozuldu. Bu da kayıplara neden olabiliyor, kısıtlamalar başlamadan önceki bazı alışkanlıklar, sürdürülen bazı ihtiyaçlar bu dönemde sürdürülemeyebiliyor, bazı koşullara veda etmek zorunda kalınabiliyor. Bugün sürdürülen bazı koşulların gelecek günlerde korunup korunamayacağı konusu ise birçok kişi için belirsizliğini koruyor.

Kayıplar

Koronavirüs Salgınında Kayıp

Yaşam biçimimizin kaybı, sosyalliğin kaybı, fiziksel dünyanın kısıtlanması, hareket alanlarının kısıtlanması, bazı alışkanlıkların, rutinlerin ve düzenin kaybı, okulun, işin, bedensel deneyimleme alanının kaybı… Sosyal olarak deneyimleyen bedenin kaybı… Sosyal ihtiyaçların, belki sosyal onayın, sosyal kabulün kaybı, sosyal desteğin kaybı… Sağlıklı bedenin kaybı, ölümler… Koronavirüs salgını günlerini belirleyen en temel konu kayıplarımız. Ekonomik kayıplarımız da var. Belirliliğin, güven duygusunun, bir arada olma duygusunun kaybı… Yeni kayıplar, eski kayıpları ve eski kayıpların duygusal deneyimlerini yeniden hatırlatabilir, bu da bir kaybın içinden birçok kayıp yaşamamız anlamına gelebilir.


Deniz Coşan - İstanbul Klinik Psikolog

Deniz COŞAN

Uzman Klinik Psikolog & Psikoterapist & Formasyonda Psikanalist

Deniz Coşan, İstanbul’da Uzman Klinik Psikolog olarak çalışmaktadır. Yetişkinlere bireysel olarak Türkçe ve İngilizce, yüz yüze ve çevrimiçi psikolojik danışmanlık, psikoterapi ve psikanaliz uygulamaktadır.

Uluslararası Psikanaliz Birliği’ne bağlı İstanbul Psikanaliz Derneği’nde psikanalitik formasyondadır.

1 thought on “Koronavirüs Salgını Günlerinde Evde Kalan Psikolojilerimiz

  1. Hepimizin suan da yasadiklarinin ve hissetiklerinin aydinlatci bir ozeti olmus… Emin olamadigimiz duygularimizida gormemizi saglayacak bir bakis acisi getirmis…Yazilarinizi zevkle takip ediyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.